Skip to content

Denizolgun’un ölümü üzerine 3 ayrı dava açıldı

Eski bakan ve Süleymancıların lideri Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne dair yürütülen soruşturma kapsamında farklı suçlamalarla üç ayrı kamu davası açıldı. Özellikle özel doktoru ve Adli Tıp Kurumu görevlilerinin de aralarında bulunduğu altı kişi hakkında hukuki süreç başlatıldı. Denizolgun’un ölümüyle ilgili gelişmeler, bölgede dikkatle takip edilmeye devam ediyor.

Dava açılan şüpheliler

İddianameye göre, Denizolgun’un özel doktoru Nurettin Demirkol hakkında “yalan tanıklık” suçlamasıyla dava açıldı. Ayrıca Adli Tıp Kurumu’ndan İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında “belgede sahtecilik” suçlaması yöneltildi. Suç delillerini yok etme veya değiştirme suçlamasıyla ise Alihan Kuriş’in annesi ve kardeşi hakkında da dava açıldı.

Özellikle Denizolgun’un cep telefonunun, soruşturma belgelerinde delil niteliğinde olduğuna dikkat çekildi. Savcılık, cihazın kaybolmuş olmasının, suç delillerini yok etme suçu kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etti.

Denizolgun’un mezar açılması

Denizolgun’un 2016 yılında Beykoz’daki evinde hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ölüm nedeni, dönemin Adli Tıp Kurumu raporunda beyin kanamasına bağlı doğal ölüm olarak kayıtlara geçmişti. Ancak yıllar sonra, ölüm nedeniyle ilgili yeni iddialar savcılığa ulaştı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir soruşturma başlattı.

19 Ağustos 2026 tarihinde Denizolgun’un mezarı açılarak cesetten çeşitli örnekler alındı. Bu örnekler, yeniden incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. İşlem sonrası alınan örnekler yeniden mezara konuldu.

Bilirkişi raporu ve çelişkiler

Soruşturmanın seyrini değiştiren bir diğer gelişme, 25 Ağustos tarihinde hazırlanan bilirkişi raporu oldu. İstanbul Üniversitesi’nden bir profesör, 2016 yılına ait otopsi belgelerinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Başsavcılığın bu rapor sonrası yaptığı açıklamada, Denizolgun’un otopsisinde şüpheli bir ölüm tespit edildiği ifade edildi.

Soruşturma sürecinde Demirkol’un olayla ilgili ifadeleri ve 2016 tarihli ihbar hatıraları da mercek altına alındı. Demirkol, verdiği ifade ile bazı detayların hatırlanmadığını belirtirken, 155 Acil Çağrı kayıtları incelendiğinde, ihbarın kendisi tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Bu durum, Demirkol’un tanıklığını sorgulattı.

Cep telefonunun durumu

Denizolgun’un olay anında alınan cep telefonu, soruşturma bağlamında oldukça önemli bir delil olarak değerlendiriliyor. Telefon üzerindeki parmak izi incelemesi yapıldıktan sonra soruşturma dosyasına eklenmişti. Daha sonrasında ise eşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edilmesine karar verildi.

Ancak telefonun akıbeti 2026 yılında yapılan bir aramada tekrar gündeme geldi. Arama sırasında cep telefonunun bulunamaması, soruşturmayı etkileyen başka bir gelişme oldu. Savcılık, bu cihazın Denizolgun’un ölümüne dair kritik bilgiler içerebileceğini belirtti.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *